Suivre ce blog
Editer l'article Administration Créer mon blog
24 avril 2012 2 24 /04 /avril /2012 15:16

 


Son yıllarda Kürdistan'ın farklı parçalarında "Ulusal Kongre" ve "Kürdistan Kongresi" gibi girişimlerden söz ediliyor. Fakat bugüne kadar Kürd kamuoyunda bu konuda ciddi bir tartışma yaşanmış değildir.Bundan dolayı biz Newroz.Com olarak farklı biçimlerde ve farklı alanlarda yıllardan beri Kürd siyasal yaşamının içinde yer alan arkadaşların "Ulusal Kongre"ye ilişkin düşüncelerini almak istiyoruz.
1-Aso Zagrosi:Genel olarak "Ulusal Kongre'den ne anlıyorsunuz. Başka ülkelerde yaşanan "Ulusal Kongre" tecrübeleri hakkında bize ne söyleyebilirsiniz?
Rojhat Badikî : Bu açıdan Kongre denildiğinde; Birey, sınıf, sivil toplum örgütleri, parti...kısacası bir toplumu oluşturan bütün etmenlerin kendisini ifade edeceği bir toplumsal sözleşme olarak algılıyorum. Ve hayati derecede önemlidır. Çünkü bu toplumsal sözleşme-antlaşma yarının, devlet ve toplumun, üzerinde şekilleneceği küçük bir minyatör yapılanmadır. Bu açıdan çok önemlidır, yarın kurmak istediğiniz devlet ve toplumsal yapısının temellerinin bu yapı üzerinden inşaa edilmesidır. Diğer ülkelerdeki kongre ya da cephelerin kuruluş felsefesi bizden Kuzey Kurdistan açısından söylüyorum, farklı olmuştur. Afrika ulusal Kongresi, Hindstan, Filistin, Kosova ulusal kurtuluş cephesi...vs vs'lerin iki önemli ortak amaçve iki önemli istem doğrultusunda bir araya gelmişlerdir ve ortak amaçlarının olmazsa olmazları toprak ve ûlke sınırları üzerindeki hükümranlıklarını sömürgeci devletlerle tartışma konusu yapmamışlarıydı. Diğer önemli bir nokta ise sömürgeci devletin ulusal sorunlarını yani özgürlük ve bağımsızlıklarını sömürgeci, devletin bir iç sorunu olarak görme anlayışını red etmişler. Görebildiğim kadar ile bizim ve diğer ezilen ve sömürülen halkların temel farklılık noktaları bu ve bu bizim açımızda yapılandırmaya çalışacağımız kongre için de en önemli temel sorun olarak ortada duracaktır.
2-Aso Zagrosi: Tarihsel olarak Kürdlerin "Ulusal Kongre" girişimleri oldu mu? Eğer Kürdlerin böyle girişimleri olduysa bugüne kadar neden başarılı olmadı?
Rojhat Badikî:Bu konuda 80 sonrası bazı girişimler yapılıp bazı adımlar atıldıysa da, bu girişimler somut bir şeye dönüşmediler. Bana göre bu girişimlerin somut bir adıma dönüşmemesinin nedenleri arasında Kurdistani parti ve örgütlerin ideolojik şekillenmeleri ve gıdalarının Rus-Çin-Arnavut üçgeni ve sömürgeci devletlerle olan açık-gizli ilişkilerinden kaynaklanıyordu. İki PDK' nin, PDK-İran ve PDK-İrak' ın tarihsel tecrübeleri hariç diğer örgüt ve partilerin deneyim eksiklikleri ve tecrübesizlikleri de önemli bir rol oynadı.
Özellikle büyük partilerin, PDK-YNK ve PKK’ nin sömürgeci devletlerle girdikleri ilişkilerin boyutu değişmedi. PDK ve YNK devlet olmalarına rağmen halen dağ mantığı ile hareket etmelerı, ulusal kongre açısında olumsuz bir noktadır. Belki başka bir yöntemle kısmen bu sorun aşılabilinir. Önce parçaların kendi aralarında ulusal bir yapılanmaya gitmeleri ve bunların seçecekleri temsilcilerle 4 parçayı temsil edecek bir Rusepiler meclisi oluşturulabilinir.
Genelden özele, parçalar boyutuna baktığımızda BERÊY KURDİSTAN' nın önemli ve başarı bir girişim olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Vatanımızın, Güney Kesminde Berey Kurdistan' ın çok kısa bir ömrü olmasına rağmen tarihsel misyonunu başarılı bir şekilde yerine getirerek bu günkü Federal Kurdistan yönetiminin oluşmasında öncülük etti. Berey Kurdistan gibi bir ulusal yapılanmaya gidilmeseydi, bugünkü Kurdistan Parlamentosu, Kurdistan Hükümeti ve Kurdistan Bölge Başkanlığının olması oldukça zordu. Bu açıdan, günümüzdeki muazzam değişimleri görünce, diğer parçalarında buna hazırlıklı olması gerekir. 5-10 yıl, çok kısa anlardır. Önümüzdeki 10-15 yıllık süreci içersinde dünya dengelerinde büyük değişimler olması kaçınılmaz. Güney Kurdistan’ ın Raperin öncesi ve sonrası durumuna her zaman hazırlıklı olmalıyız.
3-Aso Zagrosi:Kürdistan gibi parçalanmış bir ülkede "Ulusal Kongre" ne anlama geliyor? Kürd siyasal yapıları tüm dünya halklarının sahip oldukları ulusal hakları talep etmek için bir "Ulusal Kongre" de birleşmeye hazırlar mı?
Rojhat Badikî :İkinci soruyla bağlantılı olarak, Kurdistan gibi sunii sınırlarla bölünmüş bir ülkede, bu tip kurumların olması elzemdir. İnanıyorum ki, Berey Kurdistan olmasaydı 1991 fırsatı tarihsel PDK-YNK çelişki- çatışmasına kurban gidecekti. Berey Kurdistan çatısı altında bir araya gelen, PASOK, Sosyalist, Kurdistan Komünist Partisi, PDK ve YNK, Berey Kurdistan çıkarları doğrultusunda geçici bir sürede olsa tarihsel çelişki ve çatışmalarını bastırarak ortak hareket etmelerinin bir zeminini buldular. Irak' a Demokrasi Kurdistan' a Muhtariyet diyen PDK, Ulusların kendi kaderini Tayin Hakkını Savunan YNK ve Bağımsız Kurdistan'ı Savunan PASOK, ulusal çıkarlar doğrultusunda somut bir cephe programı ile Berey Kurdistan çatısı altında bir araya geldiler. Kongre, Konferans Ya da Cephe; Kurdistan gibi, sömürgeci Türk-Farıs ve Arap devletleri tarafından bölünmüş parçalanmış bir sömürge ülkede özgürlük ve bağımsızlığın ilk adımları demektır. Ezilen - sömürülen halkların ve Kurdistanımızın Güney yakasındaki Berey Kurdistan örneği birer somut örneklerdır.
Kurdistani parti ve örgütler arasındaki derin uçurumların olduğunun farkındayım ama biraz pragmatist birazda uzak öngürülü olabilmeliyiz.
Kurdistan siyasal yapılarının '' Ulusal Kongre '' de birleşmeleri sorununa iki açıdan yaklaşıyorum. Bu günkü Kurdistan politik arenasına baktığımda oldukça karamsarım ama uluslararasında gelişmelere baktığımda peşpeşe ulusal devletlerin tarih sahnesine çıkışına şahit olduğumda, karamsarlığım büyük bir çoşku ve sevince doğru evriliyor. Kosova, Güney Sudan deyip geçmeyin bu gün tarih sahnesine bizim gibi bölünmüş parçalanmış Tuarege devleti çıkıyor. Tuareg halkı Başkenti Timbuktu olacak bağımsız-Birleşik bir devlete doğru ilk adımını atıyor. Biliyormusunuz Tuaregler'in, 1325 tarihinde özerk yapıları vardı ve ilk bölünme ve işgalleri 1591 yılında Cezayir daha sonra 1893 yılında Fransa' nın işgalınden sonra Tuareg' lerin vatanı Mali, libya, Cezayir, Niger ..vs ülkeler arasında bölünüp parçalandılar.
Bu açıdan iç yapılanma, Kurdistani politik arena ve sömürgeci devletle olan ilişkilere bakıldığında koşullar hazır değil diyorum ama uluslar arasındaki gelişmelere bakıldığın ise bu koşulların sürec içersinde olgunlaşacağına inanıyorum. Bu günkü Kurdistani politik arenanın perdeleme manıpülayonlarının, yeni ulusal devletlerin tarih sahnesine çıkışı ve hızlı değişen ve yaygınlaşan bilgi iletişim araçları karşısında ortadan kalkacağına inanıyorum. Değişim bulundukları konum ve duruşlarını da zorlayacak, bu etki ile iki seçenekle karşı karşıya kalacaklar; ya günün koşullarına göre, çok sesli bir kurumlaşmaya doğru gidecekler ki bu kongre yada cepheye takabul edecektır. Yada marjinalleşmeye doğru yol alacaklar.
4-Aso Zagrosi:Kürdistan'ı işgal eden ve sömürgeleştiren ülkelerle farklı parçalardaki Kürd partilerin girdikleri ilişkilere bakıldığı zaman dünya Kürdlerinin gerçek talepleri nasıl programlaştırılabilir.
5-Aso Zagrosi:Daha somutlaştırmak gerekirse Türkiye ve İran ile ciddi ekonomik ve siyasal ilişkiler içine giren Kerkük, Xaniqin ve Musul gibi Kürdistan toprakları meselesinde Irak Araplarıyla ciddi problemleri olan Güney Kürdleri Kuzey ve Doğu Kürdistan Kürdlerinin "Ulusal Talepleri" konusunda ne önerebilirler ?
Rojhat Badikî : Müsaade ederseniz 4 ve 5.nci soruya bir yanıtla cevap vermek istiyorum, çünkü bir birileri ile bağlantılı ve içiçedırler. Güney Kurdistan siyasal önderliğinin Doğu ve Kuzey Kurdistana bakış açılarını, Kuzey Kurdistan'lı örgüt,parti ve bireylerden farklı olarak değerlendiriyorum. Farklı değerlendirmenin nedeni Güney Kurdistan' da yaşadığım-tanık olduğum olaylar ve bir de Güney Kurdistan siyasi önderliği ile olan ilişkilerimden edindiğim izlenimlerdir. Bu iki olgu, beni farklı alan ve kulvara çekiyor. Yaklaşım ve değerlendirmem de doğal olarak farklı olacak. Bu açıdan Güney Kurdistan önderliğine yükleyeceğim misyon-kurtarıcılık rolu diğerleri gibi pek iyimser olmayacaktır.
Daha önce yazdığım makalelerde ve daha sonra Irak’ ın eski hakimi Paul Bremer ve daha bir çok kişinin anılarında belirtikleri gibi ulusal bağımsızlık mücadelesi veripte toprak ve sınırlarını pazarlık yapan tek liderler, Kürt liderleri olduğu görülecektir. Paul Bremer bir anısında Kürt liderlerin ilk Bağdat’ ta geliş ve görüş öncesinde büyük bir korku ve heyecan içersinde olduğunu, Kürt liderlerin bağımsızlık isteyeceklerini, bu durumda Kürt liderleri nasıl ikna edeceği konusunda panik içersinde olduğunu belirtiyor. Daha sonra Kürt liderlerle yaptığı görüşmede, Kürt liderlerin, bağımsız bir Kurdistan talebinden ziyade, mevki ve makam taleplerini öne sürdükleri anda itibaren rahatladığını yazıyor.
Güney Kurdistan liderlerinin, Kurdistan’ ın güneyinin geleceğine ilişkin uzun vadeli somut bir planları yoktur. Yaşadıkları alana ilişkin somut planları olmayanların diğer parçalara ilişkin önerecekleri somut bir önerileri de olmaz. Önerecekleri şey sömürgeci devletlerle olan ilişkilerine zarar verecek tutumlardan kaçınmaları yönündeki tavsiyeleri olacaktır. PDK’ nin TC ile YNK’ nin Iran ile ciddi ve büyük boyutlarda ekonomik ticari ilişkileri var. Bu ilişki iki taraf iki hükümet arasındaki ilişki olmayıp Parti-TC ve İRAN- Yekiti ilişiklerıdır. Ticaret ve ekonomik ilişkiler tek yönlü daha doğrusu bağımlı ilişkiler olup bir nevi modern yarı-sömürge statüsünde olan bir ilişkidır.
Güney Kurdistan’ın ekonomik bağımlılığı, Güney’ ın diğer parçalardaki mücadeleye destek olarak önerecekleri somut bir durum yoktur. Güney de muhalefetin güçlenmesi ve halkın aydınlanması doğrudan taraf olması durumunda durum değişecektır. Bu durumda Güney Kurdistan oluşacak yeni dengeler, Kurdistan’ın diğer parçalarına destek verme olanağını verecektır. Bu işaret bugünde güçlü bir şekilde görülüyor.
Güney Kurdistan önderliğinin diğer parçaların ulusal mücadelelerine yapacakları en büyük katkı, çift başlı yönetime son vermeleri, partilerin hakimiyetinden ziyade ulusal kurum ve kuruluşların egemen olacağı gerçek bir işleyişe sahip demokratik-çoğulcu fonksiyonel kurumların oluşturulmasıdır.
6-Aso Zagrosi:Arap Kürdü, Fars Kürdü ve Türk Kürdü ya da bu devletlerin sınırlarını temel alan ve bu sınırlar çerçevesinde "Kürd Sorunu" çözmeye çalışan anlayışların hakim olduğu bir "Ulusal Kongre"ye ihtiyaç varmı? Böyle bir "Kongre" geleceğe ilişkin Kürd kuşaklarını zor durumda bırakmaz mı? Onların iradelerini hipotek altına almaz mı?
Rojhat Badikî :Kuzey parçası ele alındığında buna Misak-ı Millicilerde diyebilirsiniz. Geçmişte bunun bir çok örnekleri yaşanıldı. Biliyorsunuz İttihak-ı Terrakinin kurucu iki üyesi Kürttür. Kürt, Ermeni, Çerkez, Yunan…vs hakların soykırımı temelleri üzerinde inşaa edilen Türkiye’ de, Türkler inşaayı sancısız tamamlamak için kendi Kürtlerini epey kullandı ve halende kullanıyor. Şimdi, TC’ nin kendine güvenin en üst seviyede olduğu bir dönemde, bu yönde bir girişiminin olacağını düşünmüyorum. Zaman zaman Güney Kurdistan’ li liderlerde bu koruya katılsa bile bu yönde pratik bir adım atımayacak. Kürdistan halkı günden güne mücadelede büyük deneyim kazanıyor ve daha önemli sömürgeci devletlerle duygu ve zihinsel kopuş içersinde olan yeni bir kuşak yetişiyor. Bu kuşak zaten varolan ipoteğin tozlu dumanları içersinde çelikleşiyor.
7-Aso Zagrosi:"Ulusal Kongre"ye ilişkin çıkan çeşitli haberlere bakıldığı zaman daha çok sömürgeci güçlere kullanılacak mücadele biçimleri ön plana çıkıyor. Siyasal hedeflerden ziyade mücadele biçimleri konusunda bazı kararlar alınırsa ve uygulamaya konulsa Kürdler arasında yeni çatışmalara neden olmaz mı?
Rojhat Badikî :Kürt birey ve politik arenasının, Sömürgeci devletlere karşı olan ulusal bağımsızlık mücadelesinin, kullanacağı yol-yöntem ve araçlarının nasıl olacağının kararını kendisi verir. Mücadele biçim ve yönteminin yarının toplum ve yönetimini de şekillendireceğinden, silahlı mücadeleden sivil direnme hareketine kadar, bütün araç-gereçleri kullanmanın meşruluğunu tartışmakta abestir. Yarının Kurdistanın da belli bir sürece değin toplumun güvenliğini sağlama, Kurdistan sınırlarını, düşmanın intikam saldırılarında korumak için güvenlik güçlerine ihtiyaç duyulacaktır. Kaldı ki Kurdistan ve onu kuşatan güçler arasındaki çelişki ve çatışmalar uzun bir sürece de takabül edecektır. Ve nihayetinde, bütün ulusal kurtuluş güçleri, sahip oldukları silahlı örgütü ulusal güvenlik güçlerine dönüştürmüşlerdir. Tıpkı Güney Kurdistan’ da olduğu gibi.
Sömürgeci Güçler, silahın zoru ile Kurdistanı sömürge statüsünde tutuyor. Kurdistan’daki ordular, askeri havaalanları, jandarma, özel hareket kuvvetleri, polis, it-mit gücü ellerinde çiçeklerle mi Kurdistan’ da duruyor. Bizimkiler sapla samanı karıştırıyorlar, Karşımızda duran güçlerin tarihleri kan ve soykırım üzerinde şekillenen bir topluluk var. Ve bu toplulukların milli devletlerinin tarihi barbarlik-katliam-yakıp yıkma ve talandır. Yüzyıllarca yıl süren ve günümüzde etkisini yaşadığımız bu kültürün akşam demokrasi tartışmaları ile sabah demokrasinin gelmeyeceği bilinmelidır.
8-Aso Zagrosi: Türkiye'de bazı çevrelerin "Kürd Ulusal Kongresine" "pozitif" yaklaşması gibi bir izlenim var. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Rojhat Badikî :Kastınız, Türk basın-yayınlarında çıkan haberler ve bu haberlerde adı geçen kongre ise, bu kongre gerçekleşmeyecek.
9-Aso Zagrosi: Eğer Güney Kürdistanlılar Kerkük, Musul, Xaniqin ve Mendeli'nin içinde yer aldığı Bağımsız Kürdistan'ı ilan ederse ve Irak Araplarıyla çatışma içine girerse diğer parçaların Kürdleri belli bir dönem "Bağımsız Güney Kürdistan" için Güneylilerin istemleri doğrultusunda hareket edebilirler mi? Buna hazırlar mı?
Rojhat Badikî :Çok hassas bir noktaya değindiniz. Şahit olduğum sevinç ve hazını yaşadığım bir olayı anlatayım. Yıl 1991, yer Kurdistan’ ın başkenti Amed. Dayîka min, 65 yaşlarında. Dayîkamin, Pêşmergelerin Amed’ de olduğu zaman yaz aylarında buzdolabından buz çıkarmayı bize yasaklamıştı. Buzdolabındaki buzların kullanım hakkı sadece Pêşmerge ve ailelerine aitti. Ve her zaman ayrı bir tencere de onlar icin yemek pişirilirdi. Bize derdiki onlar bizim kardeşlerimiz onları Tırkoların merhametine bırakamayiz.
Bir kaç cümle ile verilen mesajın boyutu o kadar büyüktü ki yankısı Mendelin’ den gelen seslerle duyuluyordu. Bu ayni zaman sömürgecilere ve onun Misak-ı Millici Kürtlerine de verilen okkalı bir mesajdı. Dayıkamın için, onun kardeşi Kürttü Türk değildi. Ayni Acı ve sevinci paylaşıp yaşanlar, sunii sınırları tanıması mümkün mü ? Onlarca yıl, hatta bir kaç yüz yıl süren parçalar arasındaki bağı koparma ve Kurdistan’ı Kürtsüzleştirme politikaları ağır tahribatlara rağmen, bir ulus-bir halk olmanın ruh halini yok edebildi mi ?
Diğer örnekler ise yakın tarihimizde hep birlikte şahit olduğumuz 1991 Raperini, 1992 Kurdistan parlamento seçimleri ve 2003 Saddam rejiminin yıkılması süreçleridır. Bu sürecin duygu-his ve sevinçlerini yaşamayan Kürt var mı ? Hewlerdeki bir gelişme karşısında, Mihabad, Qamişlo ve Amed tepki gösteriyorsa, bu Bağımsız Birleşik Kurdistan stratejisinin bir tek Şairlerin rüyası olmadığını belgesidir.
Yukarda da belirtiğim gibi Güney Kurdistan önderliğinin Bağımsız bir Kurdistan devleti kurma düşünce ve hayalleri yoktur. Gerçekçi olmak lazım, Bağımsız devlet ilanı basına verilen demeçlerle, slogan ve ajitasyonlarla kurulmaz. Bağımsız devlet kurmanın bir alt yapısı olması gerekir. Alt yapının ne olduğu bellidır. Her alanda fifti-fiftinin olduğu, Pêşmerge”nin partilerin milis gücü olduğu ve 20 yıl aradan geçen sürece rağmen bir anayasa sahip olamayan bir yapının üzerinden, bağımsız bir devlet ilan etmeniz mümkün mü?
Yeni başbakan Sayın Neçirvan Barzani’ nin Suleymanide de bir mahalle muhtarını değiştirme yada görevden alma yetki ve gücünün olmadığı bir ortamda bağımsız bir Kurdistan devleti nasıl kurulur anlamış değilim. Kurdistan’ nın güneyinde bu tür söylemler inandırıcılığını yitirirken Kurdistan Kuzeyinde yankı bulması psikolojiktır. PKK karşısında eziklik duyanların, Sayın Barzani’ nin demeçlerine bakarak kendilerini avutmaları, psikolojik bir rahatlamanın avuntusudur.
10-Aso Zagrosi: "Ulusal Kongre" siyasal Kürd partilerinin mi Kongresidir yoksa tüm Kürdlerin mi kongresidir? Böyle bir kongre yapılsa hazırlıkları nasıl yapılabilinir? Diyaspora Kürdleri nasıl bir rol alabilir?
Rojhat Badikî :Ulusal kongre, adı üzerinde ulusu temsil eden, ulusun tüm bireylerinin iradesini temsil edecek çok sesli bir yapılanma olmalıdır. Her şeyden önce bizim buna ihtiyacımız var. Sömürgeci Türk-Farıs ve Arap devletlerinin Kürtleri kendilerine benzetme, zihinlerimizi dumura uğratma yönündeki planları maalesef kısmen başarı sağlamıştır. Bunu aşmak gerekir, birarada birlikte yaşama, bunun için örgüt ve partileri aşan ama onuda kapsayan geniş boyutlu ama herkesin hak-hukukunu program ve tüzükle güvence altına alan bir toplumsal sözleşme ile sorunun çözümü yolunda ilk adım atılabilinir. Diaspora Kürtleri, özellikle bu toplumsal sözleşmenin-program ve tüzüğün hazırlanmasında önemli katkılar sunabilir. Bunun dışında dünya kamuoyunu Kürt-Kurdistan sorunu hakkında duyarlı kılıp bulundukları devletler de güçlü Kürt lobisini oluşturabilirler. Avrupa diasporasında yüzbinleri aşan bir nüfus potansiyeline sahip olan Kürt’lerin büyük bir çoğunluğunun Türk-Türkiye etiketi Türkiye’nin etki kapsamı içinde olması ulusal davamız açısında bir dezavantajdır. Diaspora Kürt’lerinin oynayacağı rol ulusal davamız açısında çok önemli ve değerlendirmek gerekir.
11-Aso Zagrosi: Bu kısa söyleşi için teşekkür ediyorum. Ayrıca eğer söylemek istediğiniz ek bir şeyler varsa buyurunuz...
Rojhat Badikî: Bende teşekür ederim ve hayalim Kuzey Kurdistan’ daki bütün parti ve örgütlerin, Antep-Maraş-Malatya-Sivas-Erzincan-Kars-Erzurum’da bir tek Kürt kalmasa bile bu şehirler Kurdistan’ dır diyerek Sömürgeci Türkiye Cumhuriyetinin ırkçı-jenosidçi asimilasyon politikalarına karşı onurlu bir direniş sergilemelerini görmektir.
12.04.2012

 

https://newroz.com/tr/forum/351438/kurdistan-ulusal-kongresi-zerine-sayin-rojhat-badik-ile-r-portaj

Partager cet article

Published by Aso Zagrosi
commenter cet article

commentaires

Murat Dogan 19/12/2013 09:28

Senaryonun basitliği ve gaflet!

Türk tarafı:  Teknik danışmanlar--> TC Basbakani-->--MİT-->Öcalan
Sözde Kürt tarafı: Öcalan-->MİT-->psikoljik savaşın elemanlari (prof Volkan?)-->TC Başbakanı-->TC Hükümeti
Kürt sorununu gizli servis eliyle çözme girişimi başlı başlına tehlikeli bir olaydır. Muhatab olarak kabul edilen kişiyi MİT belirlediğine göre, burada hiç bir toplum ve halkın iradesi sözkonusu
değildir.

''Terörist başı'' aniden "baş müzakereci'' yapıldı. Uyutulan milyonlarca insan, ''imralı'' adı ile başka ılımlı bir Müslüman'dan bahsedildiğini sanıyor! TC sorunu çok ciddi görüyor. Bu kadar ciddi
bir sorunu çözecek adama ''İmralı'' lakabı takıp, yeni senaryolarla paçayı kurtarmaya çalışan sivil asker çeteler zamandan kazanmaya çalışıyorlar. Yıllarca Kürt halkının başına musallat edilen,
şimdilerde de ''İmralı'' ismi ile anılan Abdullah Öcalan terör kartının bu şekilde çarpıkça oynanması nihayetinde kaçınılmaz oldu.

Suriye'de, Kuzey Irak Kürdistan'ından sonra Kürtler açısından yaşanan beklenmedik gelişmeler ırkçı Türk Arap Müslüman'larını derinden endişelendiriyor. Kürtleri, Ermenileri ve Rumları
aşağılama, yok etme piskolojisi ile kimlik oluşturmaya çalışan Balkan ve Arap göçmenleri kazdıkları kuyulara düşüyorlar. Türkiye Kürtlerini sahte örgütlerle manüpüle eden TC, Irak ve Suriye
Kürtlerinin birleşme potansiyelinden öcü gibi korkuyor. Önümüzdeki dönemde kurulacak bağımsız Kürdistan TC' nin son kartlarını acilen oynamasına yol açtı. Şemdin Sakık dönemin özel harp dairesince
2. adam olarak örgütlenmişti. Bir elinde Türk ordusunun telsizi, öbüründe ise ölüme gönderdiği insanların..! Çeteler arasındaki amansız savaşta güç kaybeden başat apoletlilerin dağılmasıyla Erdoğan
çetelerinin denetimine girdi ve önemli bir gizli tanık iken deşifre edilmek zorunda bırakıldı. Abdullah Öcalan'da şimdi başka bir şekilde deşifre ediliyor. Kürt halkına yapılmış ve yapılmakta olan
bütün kötülükler, bu çeşitten yöntemlerle yapıldı. Peki, ne oldu? Kürtler bitti mi, Kürt sorunu çözüldü mü? sahte örgüt ve oyunlarla yapılan bütün rezaletler, birer “ulusal” utanç vesilesi olmaktan
başka ne işe yaradı? On binlerce insan hiçbir geçerli neden olmaksızın tutuklu, Kürt çocukları anadillerini konuştukları – daha doğrusu Özgür Kürdistan’ın Özgür yarınlarını ifade ettikleri- için
işkencehanelerde tacize, tecavüze, işkencelere maruz kalmaktadırlar. İnsanlar demokratik çalışmalar yürüttükleri için tutuklanmaktadırlar.
Bu kartlar aslında henüz oynanmayacaktı, ama Erdoğanland çetelerinin korkusu çok büyük. Apo denilen fenomen herzaman bir backup olarak elde tutuluyordu. Kürtlerin hakiki başkaldırmalarının önüne
düşünülen bir set idi: gerçektende 35 yıldan beri süren, ve Kürtler' e büyük zararı veren eylemlerin sonucunda hiç bir hak alınmadığı gibi, Kürtlerde ki bilinç seviyesi düşmüş, halk demoralize
edilmiş, onbinlerce masum Kürt öldürtülmüştür.
Suriye Kürtleri Türkiye Kürtleri gibi değil, örgütlenmeleri yüksek, Irak Kürtleri ile de bağları daha kuvetli. Irak ve Suriye Kürtleri asimilasyona daha az uğramış, bilinçleri yüksek, dillerine
tamamen hakimler. Suriye Kürtlerinin 2 ayda aldıkları hakların bir milimine bile yanaşmayan Türkiye Kürtlerinin en büyük dramı, sahte örgütler, hain yöneticiler tarafından manüpüle edilen düşmanca
oyunlardan kurtulamamalarıdır. Türkiye, Irak ve Surüye' de kurulacak Kürt devletini işgal etse bile tutunma şansı çok az. Kürt bölgelerinde yaşayan Türkmenlerin Kürtçe konuşmaları, Kürtler'in 12
milyon insanın yaşadığı bu alanda gerçekten dominant olduğunu ispatlıyor.
''Baş müzakereci'' kafese konulmaz ve bu müzakereci her zaman kendi adıyla anılır. Aynı müzakereci 2 tane kimlik, 2 şahsiyet taşıyamaz, yani aynı anda hem terrörist, hem de bir devletin meşru,
masada ki baş muhatabı değildir. Resmi olarak terörist kimliği henüz değiştirilmemiş, MİT yapıyormuş havası verilerek ciddiyetsizce bir manüpülasyonla, devletin Kürt sorununu çözecek tek iyi adamı,
tek dostu ve baş müzakerecesi ilan edilmiştir. Bu son olay bile Türkiye' de nasıl bir kültür sefaletinin yaşandığını sergiliyor.
Toprak, dil, kültür ve tarih bilinci açısından Araplardan, Farslardan ve Türklerden ayrı olan Kürtler, 1.Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün ardından, savaşı kazanan müttefikler
Kürtlere ayrı bir devlet vaadinde bulunmuş, ancak sonraları İngiltere ve Fransa'nın egoistlikleri, Wilson'un kendi kaderini tayin hakkı ilkelerinin önüne geçince, Kürtler yüz üstü bırakıldı.

Irak gibi Suriye de iflas ediyor. Baskı ve terörün Arap ayağı sekmeye başladı. Elbette belirleyici olan Kürtlerin kendisidir. Kürtler bu süreçte hiçbir kişi, örgüt, parti, iktidar kompleksi
yaşamadan, Kürdistan adına ortak politika etrafında buluşmalıdır. Bu süreçte, eşkiya usulü elde tutulan rehinelerle, gizli tanıklarla oynanan oyunlardan bir medet ummadan, yapıcı yöntemlerle,
Kürdistan devletinin gerçekleşmesi için kendi içinden son derece demokratik bir yöntemle birleşilmelidir. Dünya tarihinde hiç bir zaman gizli servisler, anlaşma veya politik mutabakatların resmi
tarafı olamaz. Gizli servisler, devlet politikası üretemez, anlaşmalar vs. de imzalayamazlar.
Gizli servisin kendi senaryolarından meddet bekleyen bir toplum çökmeyi hak etmiştir. Kürtler'in seçimle gelen iradesi varken, karanlık oyunlara bel bağlamanın hiç bir rasyonel temeli yoktur.
Kürtlerin siyasi iradesinin tanınmadığı, tanınmayacağı seçimle gelen BDP’ye yaklaşımla netleşmiştir. BDP bir yana atılıp, karanlık insanların Kürtlerin liderleri diye lanse edilmesi devletin
herzaman ana politikası olmuştur. Kürdistan’da seçimin fazla bir anlamı olmadığı da anlaşılmıştır. Devlet Kürt sorununu MİT' e işkenceci başı, kiralık katile havale etmiştir. AKP’nin bütün çabası
12 Eylül anayasasının “liberal” versiyonunu yapmaktır. Bunu baskı, psikolojik savaşla Kürtlere kabul ettirirse 5-10 yıl daha zaman kazanıp bu süreçte Kürt Özgürlük Hareketi’ni zayıflatıp ezmeyi
planlamaktadır. Özcesi BDP üzerinde bu kadar baskı yürütmesinin bir nedeni de BDP’yi düşündüğü anayasaya razı etmektir. Baskı, tehdit ve şantajın bir hedefi BDP’yi bu çizgiye getirmektir. Tümünü
olmasa da bir kısmını yapacağı baskıyla “yetmez ama evet”ci noktasına getirmek istemektedir. AKP Kürtlerin iradesini tanıyıp demokratik temelde Kürt sorununu çözme zihniyeti ve niyeti olmadığından
bu yönlü politika izlemektedir. Zihniyet değişmediği müddetçe de bu baskılar devam edecektir. Nitekim AKP’nin akıl daneleri bu baskılar ve tutuklamalar yetmez, daha fazlası yapılmalıdır
denilmektedir.
Kürtler için Kürt sorunu, Kürdistan’ın Bağımsızlık ve toprak talebidir. Kürdistan’ın bağımsızlık talebi Türkiye de azınlık sorunun bile çok altındadır. Çünkü sorun,Türkiye’nin politik ve Milliyetçi
iç denge hesapları ve dış diplomaside/kamuoyunda terör sorunu olarak dünyaya lanse ediliyor. Buradan hareketle adına ''terörcü başı'' denilen bir kişinin tek muhatap olarak alınması rizikosu göze
alınmıştır.
Özetle eğer bu devlet Kürt sorununu çözmek istiyorsa ve Kürt kamuoyunu ikna/tatmin etmek istiyorlarsa;
*Herkesin Ana dil ile eğitim yapılması;(yoksa öyle seçmeli ders falan saçmalıklar olmaz çünkü insanın kendi ana dili hiç seçmeli olur mu ?)
*Türkçeleştirilmiş tüm Kürt köy kasaba şehir adlarını Kürtçe olarak yeniden isimlendirilmesi;
*Sorunun terör yokluk değil de Kürt Ulusal sorunu olduğunu kabullenmesi ve aşamalı olarak çözmelidir,
*TC devleti Güney Kürdistan’ın olası bağımsızlığına karşı çıkmaması ve Suriye de Kürtleri dışlanmamsı;
Unutmamak gerekir ki, Kosova bağımsızlığını ilan ettiğinde başta ABD, AB ülkeleri ve Türkiye orayı hemen tanıdılar. Her halde bu Kosovalılar da Kürtler'den daha üstün bir Türk ırkının mensubu
olsalar gerek...!

Sevgi ve Saygılarla
Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

Esin Duran,
Selda Suner,
N. Gök,
Sezer Aşkın,
Melahat Baykara,
Uğur Demir
Ismail B. Cenk
Bedri Engin,
Selma Altuntaş,
Filiz Serin,
Nedim Serin,
Vedat Koçak,
Salih Birdal,
Mustafa Gur,
Hasan Zafer
Bahar Ünsal
Osman Bahar
Ayse bahar
Metin Maslak
H. Maslak
Dilek Solak
zeynep içkaya
Sevda maslak
Sercan Gezmiş
İpek Doğan
Nazım Doğan
Murat Doğan
esin erkan
Beyhan erdem
n. erdem
İsmail Deniz
Ayten BARAK
Ugur Birdal
Ahmet Tan
Yıldırım Kongar
Selma Kongar
Birol Aytekin
Hatice Gül
Ibrahim Erkin
Kemal erdem
Rıza Akdemir
Mehmet Coskun
Hüseyin demir
fethi killi
Yeliz Ender
Mustafa Ender
Ugur Basak
Kemal Dektaş
Ayten Ilkdal
Nuri Aktanır
Metin Koc
Sevgi Ender
Burhan Kulakçı
Oğuz Duran
Burcu Kanter
Aysel kanter
Erol kanter
Layla SOLGUN
Orkun Keskin
T. Vural
Oğuz şen
Nur Şen
Ismail çaykara
Burhan Orkal
D. Kahan
Seher Yıldız
Esra akkaya
Mehmet Uzan
Yeliz IŞIK
Seyhan İlknur
Osman Çekiç
esma yıldız